"Kızıldağ'ın güney eteklerinden, bir Kürt köyünün, Paci'nin dibinden geçtiler. Kızılırmak'ın kaynağı oradaydı, Kızıldağ'dan alırdı adını. Dağdan fışkıran kaynak bir kol kalınlığında ya var ya yoktu. Sonunda görkemli bir nehre dönebileceğini kim diyebilirdi?...
Arğavis'in çeşmesinde Arğavisli kadınların çıplak ayaklarla, çıplak bacaklarla çamaşır yıkadıklarını gördüler...
Aşharova'ya girdiler. Purk'u, Kırtanots'u, Mışagnots'u, Alamonig'i arkalarında bıraktılar. Kızıldağ'ın kuzey eteklerinden, iki Azbıderler'in aşağısından, Kelkit Çayı'nı geçtiler. Halk şarkısı geldi hatırlarına. "Kelkit o yana düşer, zilif gerdana düşer, o nasıl baş bağlamak, her gün bir yana düşer."..
Şebinkarahisar'a geldiler, hanlara indiler...
Bağlar beldesi Tamzara'dan geçtiler...Güzellikleriyle ünlü Tamzaralı kadınları gördüler açık kapıların eşiğinde. Zara-Zimara-Tamzara. Tamzara'dakiler en güzelleriydi...
Karadeniz'e yaklaşıyorlardı. Bir Rum köyünden, Asarcuk'tan, dağa Eğribel'e çıktılar...
Tamdere'ye geldiler, sonra Üçsu, sonra Kulakkaya'ya. Toprak, bitki örtüsü, yüzler değişti. Türkleri, Lazları, Rumları gördüler orada. ...Aytepesi'ne vardılar...Giresun'a indiler."
Isdanbol, Turna Nereden Gelirsin, Hagop Mintzuri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder