24 Aralık 2009 Perşembe

bir mezheb icad eyleyin
















Ben şehid-i badeyem dostlar demim yad eyleyin
Türbemi meyhane enkazile bünyad eyleyin
Gaslolunmaz ma ile gerçi şahidanı vega
Yıkayın meyle beni bir mezheb icad eyleyin
Kabrime kandil için bir köhne sağer vakfeyleyin
Şu'le - i nar - ı arakle ruhumu şad eyleyin
Neyle meyle bir alay mahbub ile her dem gelin
Bezm - i cem ayinini kabrimde mutad eyleyin
Yadigar olsun bu nazmım evliyayı sağere
Per açıp gitti Rıfat ardınca feryad eyleyin


(Elazığ ve Diyarbakır'da "divan" ezgisiyle okunan Rifat Dede'nin gazeli)

16 Aralık 2009 Çarşamba

hangi masal/which fairy tale?



























Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde!" dedikleri bir günde, memleketin birinde, insanın kıt olduğu bir yerde; develer tellâl iken, pireler berber iken, ben evimizin ortacığına oturmuş, bir anamın, bir de babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, anam kaptı maşayı, babam kaptı dolmayı. Baktım maşa yakacak, dolma da saçmalayacak, korktum kaçtım. Kaçtım kaçmasına ya, bir de baktım ki ancak bir arpa boyu yol gitmişim. İşte o zaman önüme üç dükkân çıktı. Birinin çatısı, birinin kapısı, birinin de duvarı yok. Hiç durmadım, çatısı olmayan dükkâna girdim. Duvarda asılı üç tüfek gördüm. Birinin mermisi yok, biri kırık, biri sağlam. Hemen mermisi olmayanını aldım, dışarı çıktım. Az gittim uz gittim. Yol üstünde üç tavşan gördüm: Birinin canı yok, birinin bacağı kırık, birinin canı var. Son ikisine kıyamadım, gittim ölü tavşanı vurdum. Onu aldım, heybeme koydum. Hiç durmadım, az gittim, uz gittim. Yol üstünde üç dere gördüm. Birinin suyu yok, birisi kupkuru, biri de yamyaş. Suyu olmayanında tavşanı yüzdüm, ayıkladım, temizledim, bir güzelce de yıkadım. Orada durmadım, gittim. Yol üstünde önüme üç tencere geldi. Birinin dibi yok, birinin dibi delik, biri de eh, şöyle böyle sağlam. Dibi olmayan tencerede tavşanımı pişirdim. Tabak sıyırmacasına yedim, yedim. Karnım doydu doymasına ama, gözüm aç. Yaladım yuladım. Dipsiz tencereye yeniden büyük bir iştahla saldırdım. Saldırdım ya, dudaklarımda hâlâ bir lokmacığın izi yok. Orada da durmadım. Az gittim, uz gittim. Dere tepe düz gittim. Yol üstünde üç adam gördüm: Biri görür ama, topal. Biri görmez ama, sağlam. Birinde ise ne göz kalmış, ne ayak.

15 Aralık 2009 Salı

işhan kilisesi, yusufeli














İşhan (Dağyolu) Manastır Kilisesi 7. yy.’da inşa edilen kilisenin yerine 917-936 tarihleri arasında yapılmıştır. 951 tarihli elyazmasına göre Rahip Khandza’nın (756-861) yeğeni ve öğrencisi Rahip Saba_ Kral Andernese’nin (ölümü 826/830) desteği ve maddi katkısı ile İşhan’da eski kilisenin yerine yeni bir manastır kurmuştur.

Kilise 15. yy.’ınsonuna kadar piskoposluk makamı olarak kullanılmış- 1878 Osmanlı Rus savaşları sırasında askeri amaçlı kullanılmış ve kilisenin batı bölümü 1983’e kadar köyün camisi işlevini görmüştür.

tibet kilisesi/tbeti church, şavşat, artvin

30 Ekim 2009 Cuma

a thousand plataeus/ bin yayla














Artvin-Ardahan yolu, Artvin-Ardahan highway


Karşıdan görünen ne güzel yayla
Bir dem süremedim giderim böyle
Ala gözlü Pirim sen himmet eyle
Ben de bu yayladan Şah'a giderim

Pir Sultan Abdal

şavşat'ta ev/"homely" in şavşat, artvin

Susuz, Kars
























Susuz'da boşalmış askeri binalar/the now-empty military buildings of Kars, Susuz

Susuz, Kars-Ardahan Highway
























Bölgede sıkça bulunan eski askeri kışlalara yeni yaşamlar, evler yerleşmiş.

The ex-military barracks have become homes to Susuz.

25 Eylül 2009 Cuma

öşk manastırı/ the monastery of öşk














































Her köşesinin altından biri çıkacak, müzikle tiradla ses verecek/
A Shakespearen sonnet is heard.

SONNET 65

Since brass, nor stone, nor
earth, nor boundless sea,
But sad mortality o'er-sways their power,
How with this rage shall beauty hold a plea,
Whose action is no stronger than a flower?
O, how shall summer's honey breath hold out
Against the wreckful siege of battering days,
When rocks impregnable are not so stout,
Nor gates of steel so strong, but Time decays?
O fearful meditation! where, alack,
Shall Time's best jewel from Time's chest lie hid?
Or what strong hand can hold his swift foot back?
Or who his spoil of beauty can forbid?
O, none, unless this miracle have might,
That in black ink my love may stil shine bright.

---------------------------------

Ne tunç ne taş ne toprak ne de sonsuz denizler
Acıklı fâniliğe karşı koyamazlarken,
Nasıl bu kör öfkeyle güzellik cenge girer
Çabasında en fazla bir çiçek gücü varken?
Ah, nasıl göğüs gersin yazın tatlı rüzgârı
Azgın günler dört yandan üstüne yürüdükçe,
Bozguna uğrattıkça yenilmez kayaları,
Çelik kapılar bile Zamanla çürüdükçe?
Ne korkunç bir düşünce: Ah, nerde saklı dursun
Çağların mücevheri Çağların sandığından?
Bir zorlu el var mı ki bu koşuyu durdursun?
Güzellik yağmasını kim esirgesin ondan?
Yok hiçbiri, meğer ki bu mucize sürsün de
Sevdiğim ışıldasın kara yazı üstünde.
(Çeviri: Talât Sait Halman)



Erzurum İli, Tortum İlçesi, Çamlıyamaç Köyü’nde bulunmaktadır. Kilise yapısı, güneyindeki portalin alınlığında yer alan kitabe ve diakonikonun güney cephesindeki taş kabartma bani portreleriyle, 958-61/ 963-73 yıllarına tarihlendirilir. Manastır 11. yy.’da elyazmaları ile ünlüdür. 19. yy. sonu ile 20. yy. başlarında bir süre cami olarak işlev görmüştür.

14 Ağustos 2009 Cuma

Evler, Behçet Necatigil

Evlerin çoğu eskidi gitti tamir edilemedi
Evlerin çoğu gereği gibi tasvir edilemedi.
Kimi hayata doymuş göründü,
Bazıları zamana uydular.
Evlerin içi oda oda üzüntü,
Evlerin dışı pencere, duvar.